"disenfranchised" in Turkish
Definition
Önemli haklardan, özellikle oy kullanma veya topluma tam katılım hakkından mahrum bırakılmış kişi veya grupları tanımlar.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi veya sosyo-politik ortamlarda kullanılır. Oylamada veya topluma katılımda hak kaybı vurgulanır. 'disenfranchised youth' gibi gruplarla sık kullanılır.
Examples
Many citizens felt disenfranchised when the voting rules changed.
Birçok vatandaş, oy verme kuralları değişince **haklarından mahrum bırakılmış** hissetti.
The new law left many groups disenfranchised.
Yeni yasa birçok grubu **haklarından mahrum bırakılmış** durumda bıraktı.
Historically, women were disenfranchised in many countries.
Tarihte birçok ülkede kadınlar **haklarından mahrum bırakılmıştı**.
He spoke out for the disenfranchised, demanding real change.
O, **haklarından mahrum bırakılmışlar** için konuşarak gerçek değişim talep etti.
The documentary highlights stories of America’s disenfranchised communities.
Belgesel, Amerika’daki **haklarından mahrum bırakılmış** toplulukların hikayelerine dikkat çekiyor.
Many young people feel politically disenfranchised and unrepresented.
Birçok genç, kendini politik olarak **haklarından mahrum bırakılmış** ve temsilsiz hissediyor.