"deepen" in Turkish
Definition
Bir şeyin, fiziksel (örneğin bir çukur) veya soyut (örneğin anlayış, duygu) olarak daha derin hale gelmesi ya da daha derin yapmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle soyut kavramlarla kullanılır: 'ilişkiyi derinleştirmek', 'anlayışı derinleştirmek'. Hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanılabilir.
Examples
Heavy rain can deepen the river.
Yoğun yağmur nehri **derinleştirebilir**.
I want to deepen my understanding of science.
Bilim anlayışımı **derinleştirmek** istiyorum.
They tried to deepen the hole in the ground.
Yerdeki çukuru **derinleştirmeye** çalıştılar.
Traveling together really deepened our friendship.
Birlikte seyahat etmek gerçekten dostluğumuzu **derinleştirdi**.
This book deepens the mystery instead of solving it.
Bu kitap gizemi çözmekten ziyade onu **derinleştiriyor**.
Talking openly can deepen trust in a relationship.
Açıkça konuşmak ilişkide güveni **derinleştirebilir**.