"cross the aisle" in Turkish
Definition
Siyasi olarak karşı partiyle iş birliği yapmak veya ortak bir amaç için birlikte hareket etmektir.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok Amerikan siyasetinde kullanılır. Uzlaşma veya iki partinin iş birliği anlamını taşır; kelimesi kelimesine hareket etmek anlamında değildir.
Examples
Sometimes politicians cross the aisle to support a good idea.
Bazen siyasetçiler iyi bir fikri desteklemek için **karşı partiden yana tavır almak** zorunda kalır.
She decided to cross the aisle on the education bill.
Eğitim yasasında **karşı partiden yana tavır almak** kararı aldı.
It takes courage to cross the aisle in politics.
Siyasette **karşı partiden yana tavır almak** cesaret ister.
He's known for being willing to cross the aisle when it really matters.
Gerçekten önemli olduğunda **karşı partiden yana tavır almak** ile tanınır.
Sometimes it takes a crisis for lawmakers to cross the aisle and work together.
Bazen milletvekillerinin birlikte hareket etmesi için kriz gerekir ve ancak o zaman **karşı partiden yana tavır almak** mümkün olur.
Voters appreciate when their representatives cross the aisle to get results.
Seçmenler, temsilcileri başarıya ulaşmak için **karşı partiden yana tavır almak** gerektiğinde bunu takdir eder.