"burn at the stake" in Turkish
Definition
Birini bir kazığa bağlayıp yakarak idam etmek, tarihte bir ceza yöntemiydi. Bazen de ağır eleştirilmek anlamında mecaz olarak kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Kelime anlamıyla tarihsel ve resmidir; mecazi kullanımda ise aşırı sert eleştirileri abartmak için söylenir. Günlük hayatta kelime anlamıyla nadiren kullanılır.
Examples
In the past, people were sometimes burned at the stake for their beliefs.
Geçmişte insanlar bazen inançları için **kazıkta yakılırdı**.
Joan of Arc was burned at the stake in 1431.
Jeanne d'Arc 1431'de **kazıkta yakıldı**.
The king ordered his enemy to be burned at the stake.
Kral, düşmanını **kazıkta yakılmasını** emretti.
Whenever I make a mistake at work, I feel like I'm being burned at the stake.
İş yerinde hata yaptığımda, sanki **kazıkta yakılıyormuşum** gibi hissediyorum.
He voiced an unpopular opinion and was practically burned at the stake on social media.
O, popüler olmayan bir görüş belirtti ve sosyal medyada adeta **kazıkta yakıldı**.
Relax, nobody's going to burn you at the stake for forgetting to send one email.
Rahat ol, sadece bir e-posta göndermeyi unuttun diye kimse seni **kazıkta yakmayacak**.