"bleat" in Turkish
Definition
Koyun veya keçinin çıkardığı ses; ayrıca birinin zayıf ve hoşnutsuz şekilde şikayet etmesi anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle koyun ve keçi için kullanılır. İnsanlar için mecazi kullanılırsa hafif bir alay ve küçümseme içerebilir.
Examples
The sheep began to bleat loudly in the field.
Koyunlar tarlada yüksek sesle **melemeye** başladı.
Every morning, the baby goat would bleat for its mother.
Her sabah yavru keçi annesini bulmak için **melemeye** başlardı.
We heard a strange bleat coming from the barn.
Ahırdan garip bir **meleme** sesi duyduk.
Stop bleating about your homework and just do it!
Ödevin hakkında **sızlanmayı** bırak ve yap.
Her voice had a nervous bleat when she called for help.
Yardım isterken sesi endişeli bir **meleme** tonundaydı.
He always bleats about how unfair life is, but never tries to change anything.
Hayatın adaletsizliğinden sürekli **sızlanır**, ama asla bir şeyleri değiştirmeye çalışmaz.