"blag" in Turkish
Definition
Şirin veya kurnazca konuşarak, bazen ufak hileyle bir şeyi elde etmek ya da bir durumdan sıyrılmak.
Usage Notes (Turkish)
Gündelik ve samimi ortamda kullanılır; doğrudan yalan söylemeden, kurnazlıkla veya lafla kolaylık elde etmek anlamı taşır.
Examples
He tried to blag a free ticket to the concert.
Konser için ücretsiz bilet **kandırmaya** çalıştı.
She managed to blag her way into the club without paying.
Hiç para ödemeden kulübe **lafla iş bitirerek** girmeyi başardı.
It's not easy to blag your way through an interview.
Bir mülakatta **lafla iş bitirmek** o kadar kolay değil.
I don’t have a ticket, but I might try to blag my way in.
Biletim yok ama **kandırmayı** deneyeceğim.
He’s always blagging free drinks from the bartender.
Barmen’den sürekli bedava içki **kandırıyor**.
She was late but managed to blag her way out of trouble with a funny excuse.
Geç kaldı ama komik bir bahane ile dertten **kandırarak** kurtuldu.