"anecdotal" in Turkish
Definition
Kişisel hikaye veya deneyimlere dayanan, bilimsel araştırmayı temel almayan bilgi veya kanıttır.
Usage Notes (Turkish)
Akademik veya bilimsel kaynaklarda, doğrulanmamış veya güvenilmez kanıtlar için kullanılır; araştırma verileri için uygun değildir.
Examples
The report was based only on anecdotal stories from a few people.
Rapor sadece birkaç kişinin **anektodal** hikayelerine dayanıyordu.
We need more than just anecdotal evidence to prove the claim.
İddiayı kanıtlamak için sadece **anektodal** kanıtlar yeterli değil.
Her opinion was anecdotal and not supported by research.
Onun görüşü **anektodaldı** ve araştırmalarla desteklenmiyordu.
There's a lot of anecdotal evidence that this diet works, but no scientific proof.
Bu diyetin işe yaradığını gösteren çok **anektodal** kanıt var ama bilimsel bir kanıt yok.
Doctors warn against relying on anecdotal experiences when making health decisions.
Doktorlar, sağlık kararlarında **anektodal** deneyimlere güvenilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.
His claim seems anecdotal—I’d like to see some real data.
İddiası **anektodal** görünüyor—gerçek verileri görmek isterim.