"forbidden fruit" en Turkish
Definición
Cezbedici ama yasak olan bir şey. Kurallar, yasalar veya ahlaki sebeplerle ulaşılması yasak olduğu için daha cazip gelebilir.
Notas de Uso (Turkish)
Sadece yiyecek değil, ulaşılamayan ilişkiler veya arzular için de mecazi olarak kullanılır. 'forbidden fruit' genellikle yasak olduğu için daha cazip görülür.
Ejemplos
Chocolate was the forbidden fruit when I was on a diet.
Diyet yaparken çikolata benim için **yasak meyve**ydi.
He considered gambling his forbidden fruit.
Kumar onun için **yasak meyve**ydi.
For the children, staying up late was a kind of forbidden fruit.
Çocuklar için geç saate kadar ayakta kalmak bir çeşit **yasak meyve**ydi.
To her, that secret romance felt like forbidden fruit.
Ona göre o gizli aşk bir **yasak meyve** gibiydi.
There's something about forbidden fruit that makes it taste sweeter.
**Yasak meyve**nin tadı hep daha tatlı gelir.
Sneaking into the concert felt like tasting forbidden fruit.
Konsere gizlice girmek, **yasak meyve**yi tatmak gibiydi.