"yield up" بـTurkish
التعريف
Genellikle isteksizce veya zorla bir şeyi teslim etmek ya da gizli bir gerçeği ortaya çıkarmak.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Günlük konuşmada nadirdir; daha çok resmi, edebi veya hukuki metinlerde yer alır. Hem somut hem de soyut şeyler için kullanılır.
أمثلة
They refused to yield up the documents.
Onlar belgeleri **teslim etmeyi** reddetti.
The search finally yielded up the missing keys.
Aramalar sonunda kayıp anahtarlar **ortaya çıktı**.
He was forced to yield up his seat to the elderly woman.
O, yaşlı kadına koltuğunu **teslim etmek** zorunda kaldı.
Even after hours of questioning, the suspect wouldn't yield up any information.
Saatlerce sorguya rağmen, şüpheli hiçbir bilgi **vermiyordu**.
Sometimes history refuses to yield up its secrets easily.
Bazen tarih sırlarını kolayca **açığa çıkarmaz**.
After negotiation, the company finally yielded up control to the new owners.
Görüşmelerden sonra şirket sonunda kontrolü yeni sahiplerine **teslim etti**.