"push into" بـTurkish
التعريف
Bir şeyi veya birini kuvvet uygulayarak içeriye hareket ettirmek ya da birini istemeden bir işe ya da duruma zorlamak.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Hem fiziksel hem de mecazi olarak kullanılır. Birini istemeden bir şey yapmaya zorlamak anlamına gelir.
أمثلة
He pushed into the crowded elevator.
O, kalabalık asansöre **iterek girdi**.
They pushed into the classroom quickly.
Sınıfa hızla **iterek girdiler**.
My parents pushed me into studying law.
Ailem beni hukuk okumaya **zorladı**.
The new boss pushed everyone into working late last night.
Yeni patron dün gece herkesi geç saatlere kadar çalışmaya **zorladı**.
Don’t let anyone push you into buying something you don’t want.
İstemediğin bir şeyi almaya kimsenin seni **zorlamasına izin verme**.
He was pushed into making a decision before he was ready.
Hazır olmadan önce karar vermeye **zorlandı**.