"placating" بـTurkish
التعريف
Birini sakinleştirmeye veya öfkesini azaltmaya çalışmak; genellikle onları memnun edecek bir şey söyleyerek ya da yaparak.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
'Placating' genellikle olumsuz ya da temkinli bir anlam taşır; kişi, çatışmadan kaçınmak için karşı tarafı yatıştırır. Sıklıkla 'placating tone', 'placating words' gibi kalıplarda geçer.
أمثلة
She spoke in a placating voice to calm the angry child.
O, öfkeli çocuğu sakinleştirmek için **yatıştırıcı** bir ses tonuyla konuştu.
He tried placating his boss with a small apology.
Küçük bir özürle patronunu **yatıştırmaya** çalıştı.
Her placating smile made everyone feel better.
Onun **yatıştırıcı** gülümsemesi herkesin kendini daha iyi hissetmesini sağladı.
I know you're upset, but there's no need for your placating words.
Üzgün olduğunu biliyorum, ama **yatıştırıcı** sözlerine gerek yok.
Stop placating me—I want you to be honest, not just try to make me feel better.
Beni **yatıştırmaya** çalışma—dürüst olmanı istiyorum, yalnızca beni memnun etmeye çalışma.
He gave a placating shrug when she started to argue.
O, tartışmaya başlayınca **yatıştırıcı** bir şekilde omuz silkti.