"live in hope of" بـTurkish
التعريف
İyi bir şey olmasını bekleyerek, gerçekleşmesi belirsiz olsa da umutlu kalmaya devam etmek.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle konuşma dilinde veya yarı resmi ortamlarda kullanılır; gerçekleşmesi zor olan beklentilerde bazen ironik anlam taşır. Ardından genellikle beklenen şey gelir.
أمثلة
We live in hope of seeing her again.
Onu tekrar göreceğimiz **umuduyla yaşıyoruz**.
Many students live in hope of getting good jobs after graduation.
Birçok öğrenci, mezun olduktan sonra iyi işler bulma **umuduyla yaşar**.
She lives in hope of hearing from her brother soon.
O, yakında kardeşinden haber alacağı **umuduyla yaşıyor**.
I still live in hope of winning the lottery one day, even though I rarely buy tickets.
Nadiren bilet alsam da bir gün piyangoyu kazanacağım **umuduyla hâlâ yaşıyorum**.
We all live in hope of better days ahead when things get tough.
Zor zamanlarda hepimiz daha iyi günlerin geleceği **umuduyla yaşarız**.
You can't just live in hope of a miracle—you need to take action, too.
Sadece bir mucize **umuduyla yaşamak** yetmez; harekete de geçmelisin.