"leaden" بـTurkish
التعريف
‘Leaden’, kurşun gibi ağır, kasvetli ya da donuk bir durumu tanımlar. Çoğunlukla gökyüzü, hava, ruh hali gibi soyut şeylerde kullanılır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
‘Leaden’ daha çok edebi ve resmi anlatımlarda geçer; ‘leaden sky’ gibi kalıplarda kasvet ve ağırlık vurgusu vardır. Sadece fiziksel ağırlık için uygun değildir.
أمثلة
The sky looked leaden before the storm.
Fırtına öncesinde gökyüzü **kurşuni** görünüyordu.
He walked with leaden feet after the long race.
Uzun yarıştan sonra **ağır** adımlarla yürüdü.
Her voice sounded leaden with sadness.
Onun sesi üzüntüyle **ağırlaşmış**tı.
I woke up feeling leaden and tired this morning.
Bu sabah uyandığımda kendimi **ağır** ve yorgun hissediyordum.
Traffic moved at a leaden pace during rush hour.
Yoğun saatte trafik **ağır** bir tempoda ilerliyordu.
After the bad news, a leaden silence filled the room.
Kötü haberden sonra odayı **ağır bir sessizlik** kapladı.