"infuse with" بـTurkish
التعريف
Bir şeye belirli bir özellik, duygu veya madde katmak; onu o şeyin önemli bir parçası hâline getirmek.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Soyut kavramlarla (örneğin: 'umut aşılamak', 'enerji katmak') daha sık kullanılır. Fiziksel bir nesne doldurmak için kullanılmaz.
أمثلة
The tea is infused with fresh mint leaves.
Çay, taze nane yapraklarıyla **aşılanmış**.
She wanted to infuse with more color.
O, daha fazla renk **katmak** istedi.
The soup was infused with garlic flavor.
Çorba, sarımsak aromasıyla **doldurulmuş**tu.
Her speech was infused with passion and hope.
Konuşması tutku ve umutla **aşılanmıştı**.
The movie is infused with humor, making it fun to watch.
Film, mizahla **doldurulmuş**, bu da izlemeyi eğlenceli kılıyor.
This project needs to be infused with new ideas.
Bu projeye yeni fikirler **aşılanmalı**.