"in tune with" بـTurkish
التعريف
Bir kişi ya da şey ile uyumlu olmak, onu iyi anlamak ya da onunla aynı fikirde olmak anlamına gelir. Doğal bir bağlılık veya harmoni ifade eder.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Hem müzikte doğrudan, hem de uyum, anlayış ve uyarlama anlamında mecazi olarak kullanılır. 'in tune with nature' gibi ifadelerde yaygındır. Zıttı: 'out of tune with'.
أمثلة
She feels in tune with nature when she hikes in the forest.
Ormanda yürüdüğünde kendini doğayla **uyum içinde** hissediyor.
He is in tune with the latest trends in technology.
O, teknoloji dünyasındaki en son trendlerle **uyum içinde**.
The manager is in tune with her team’s needs.
Yönetici, ekibinin ihtiyaçlarıyla **uyum içinde**.
If you want to succeed here, you really need to be in tune with the company culture.
Burada başarılı olmak istiyorsan, şirket kültürüyle gerçekten **uyum içinde** olmalısın.
After talking for hours, it felt like we were really in tune with each other.
Saatlerce konuştuktan sonra gerçekten birbirimizle **uyum içinde** olduğumuzu hissettik.
These days, people want products that are in tune with their values.
Günümüzde insanlar, değerleriyle **uyum içinde** olan ürünler istiyor.