"have a case" بـTurkish
التعريف
Birine karşı dava açmak veya şikayette bulunmak için yeterli kanıt ya da gerekçe olması anlamına gelir. Ayrıca bir konuda haklı sebebe sahip olmak anlamında da kullanılır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle hukuki bağlamda kullanılır; birine karşı dava açmak için dayanak olduğunda söylenir. 'have a strong/weak case' ifadesiyle iddianızın güçlülüğü anlatılır. Buradaki 'case' fiziki bir eşya anlamına gelmez.
أمثلة
Do you have a case against your landlord?
Ev sahibine karşı **dava açacak gerekçen var mı**?
If the evidence is strong, you'll have a case.
Eğer deliller güçlü ise, gerçekten **dava açacak gerekçen olacak**.
She thinks she doesn't have a case.
O, **dava açacak gerekçesi olmadığını** düşünüyor.
He brought the documents to prove he had a case.
**Dava açacak gerekçesi olduğunu** kanıtlamak için belgeleri getirdi.
Honestly, I don't think you have a case here.
Dürüst olmak gerekirse, burada **dava açacak gerekçen olduğunu** sanmıyorum.
Your lawyer says you really have a case against the company.
Avukatın şirket aleyhine gerçekten **dava açacak gerekçen olduğunu** söylüyor.