"expediency" بـTurkish
التعريف
Doğru veya ideal olana göre daha kolay ya da pratik olanı seçme durumu; genellikle çıkar gözetme anlamı taşır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Çoğunlukla resmi/akademik ortamlarda, 'political expediency' gibi ifadelerde kullanılır. İlke eksikliği ima eden olumsuz bir tonu vardır. Sadece 'convenience' (kolaylık) değildir.
أمثلة
He acted out of expediency, not principle.
O, ilkeye değil, **faydacılığa** göre davrandı.
Sometimes, expediency wins over honesty.
Bazen **faydacılık** dürüstlüğün önüne geçer.
The decision was made for reasons of expediency.
Karar, **faydacılık** gerekçesiyle alındı.
For political expediency, they changed their position overnight.
Siyasi **faydacılık** için bir gecede pozisyon değiştirdiler.
There's always a debate between values and expediency in business.
İş dünyasında her zaman değerler ile **faydacılık** arasında tartışma vardır.
She chose expediency over a long, complicated process.
Uzun ve karmaşık bir süreç yerine **faydacılığı** seçti.