"bolster" بـTurkish
التعريف
Bir şeyi daha sağlam veya güçlü hâle getirmek, özellikle bir argümanı, hissi veya durumu desteklemek.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Daha çok yazılı ve resmî dilde kullanılır. 'confidence', 'argument', 'support' gibi kelimelerle beraber sıkça geçer. Günlük hayatta fiziki destek için nadiren kullanılır.
أمثلة
Extra evidence will bolster her argument.
Ek kanıtlar onun argümanını **güçlendirecek**.
They want to bolster public support for the new plan.
Yeni plana yönelik halk desteğini **artırmak** istiyorlar.
The government tried to bolster the economy.
Hükümet ekonomiyi **güçlendirmeye** çalıştı.
We need something to bolster everyone's confidence before the big presentation.
Büyük sunumdan önce herkesin özgüvenini **güçlendirecek** bir şeye ihtiyacımız var.
Her kind words always bolster my spirits when I feel down.
Canım sıkkın olduğunda onun nazik sözleri her zaman moralimi **yükseltir**.
The team brought in new players to bolster their defense for the next season.
Takım, gelecek sezon için savunmasını **güçlendirmek** adına yeni oyuncular aldı.