"a big frog in a small pond" بـTurkish
التعريف
Küçük veya sınırlı bir ortamda önemli veya güçlü olan ama daha büyük ortamlarda o kadar önemli olmayan kişi.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Resmi olmayan bir deyimdir, genellikle birisinin etkisinin sınırlı bir ortamla kısıtlı olduğunu belirtmek için kullanılır. 'Big fish in a small pond' ifadesiyle eşdeğerdir.
أمثلة
He was a big frog in a small pond at his old company.
Eski işinde **küçük gölette büyük kurbağaydı**.
Being a big frog in a small pond made her confident.
**Küçük gölette büyük kurbağa** olmak ona özgüven verdi.
Moving to a bigger city, he was no longer a big frog in a small pond.
Büyük bir şehre taşınınca artık **küçük gölette büyük kurbağa** değildi.
She loves being a big frog in a small pond, but sometimes wishes for new challenges.
**Küçük gölette büyük kurbağa** olmayı seviyor ama bazen yeni zorluklar arıyor.
You’re just a big frog in a small pond here—try competing at the national level.
Burada sadece **küçük gölette büyük kurbağasın**—ulusal düzeyde yarışmayı dene.
After years of being a big frog in a small pond, he finally wanted something more.
Yıllarca **küçük gölette büyük kurbağa** olduktan sonra, sonunda daha fazlasını istedi.