"straggling" 的Turkish翻译
释义
Düzensizce yayılmış ya da ana grubun gerisinde kalmış olanları tanımlar.
用法说明(Turkish)
Genellikle düzensiz, düzensizce arkada kalmış şeyler için kullanılır. 'straggling vines', 'straggling group' gibi tamlamalarda rastlanır.
例句
A straggling line of children walked through the field.
Çocuklardan oluşan **dağınık** bir sıra tarladan geçti.
Some straggling vines grew over the wall.
Bazı **dağınık** sarmaşıklar duvarın üzerinden büyüdü.
He finished last, straggling behind the others.
O, sonuncu bitirdi; diğerlerinin **gerisinde kaldı**.
There were a few straggling hairs on her forehead after the haircut.
Saçını kestirdikten sonra alınında birkaç **dağınık** saç vardı.
Some guests were still straggling in long after the party started.
Bazı misafirler parti başladıktan çok sonra hâlâ **dağınık şekilde** geliyordu.
The straggling crowd slowly made its way out of the stadium.
**Dağınık** kalabalık yavaşça stadyumdan çıktı.