"patronise" 的Turkish翻译
释义
Birine, sanki o daha az akıllı veya önemsizmiş gibi davranmak ya da konuşmak. İngiliz İngilizcesinde ayrıca bir işletmenin sürekli müşterisi olmak anlamına da gelir.
用法说明(Turkish)
Sözlü iletişimde genellikle küçümseyici bir tavır için kullanılır; özellikle 'Don't patronise me' gibi kalıplarda yaygın. İşletmeler için müşteri olma kullanımı, daha çok İngiltere’de duyulur.
例句
Please don't patronise me; I know what I'm doing.
Lütfen bana **küçümseyerek** davranma; ne yaptığımı biliyorum.
She hates it when people patronise her ideas.
Başkaları onun fikirlerini **küçümsediğinde** çok sinirleniyor.
He likes to patronise small local restaurants.
Küçük yerel restoranlara **müşteri olarak gitmeyi** seviyor.
I felt like he was trying to patronise me during the meeting.
Toplantı sırasında bana **küçümseyici** davrandığını hissettim.
If you patronise that café often, you might get a free coffee.
O kafeye sık sık **giderseniz**, ücretsiz kahve alabilirsiniz.
His tone was so smug, like he was trying to patronise everyone in the room.
Konuşma tarzı o kadar kibirliydi ki, odadaki herkesi **küçümsüyor** gibiydi.