"outlast" 的Turkish翻译
释义
Bir şeyin veya kişinin, başka bir şey ya da kişiden daha uzun süre varlığını sürdürmesi ya da dayanması. Dayanıklılık ve sürelik karşılaştırmalarda kullanılır.
用法说明(Turkish)
Çoğunlukla 'bir şeyi/kişiyi daha uzun dayanmak' şeklinde kullanılır. Ürün ömrü, ilişki süresi veya rekabet gibi konularda yaygındır.
例句
These batteries outlast normal ones.
Bu piller, normal olanlardan **daha uzun dayanır**.
I hope our friendship will outlast the years.
Dostluğumuzun yıllara **daha uzun dayanmasını** umuyorum.
Plastic bags often outlast paper ones.
Plastik torbalar genellikle kağıt olanlardan **daha uzun dayanır**.
He managed to outlast everyone else in the race.
O, yarışta diğer herkesten **daha uzun süre dayanmayı** başardı.
Quality shoes tend to outlast cheaper ones by years.
Kaliteli ayakkabılar genellikle ucuzlardan yıllarca **daha uzun dayanır**.
Don’t worry, your secret will outlast this conversation.
Endişelenme, sırrın bu konuşmadan **daha uzun yaşayacak**.