"opportunistic" 的Turkish翻译
释义
Kendi çıkarı için durumlardan faydalanan, genellikle adalet veya ahlak gözetmeyen kişi ya da durum. Tıpta, bağışıklık zayıfken ortaya çıkan enfeksiyonlar için kullanılır.
用法说明(Turkish)
Genellikle olumsuz anlam taşır; 'fırsatçı kişi' kendi çıkarı için ortamı kullanır. Tıpta 'fırsatçı enfeksiyon' terimi yaygındır. 'Opportunitiy' ile karıştırmayın.
例句
He is very opportunistic and always looks for ways to benefit himself.
O çok **fırsatçı** ve her zaman kendi çıkarına bir yol arar.
Certain diseases are called opportunistic infections.
Bazı hastalıklara **fırsatçı** enfeksiyonlar denir.
Her opportunistic nature sometimes upsets her friends.
Onun **fırsatçı** yapısı bazen arkadaşlarını üzer.
That was an opportunistic move—he waited for everyone to leave before taking the last slice of cake.
Bu **fırsatçı** bir hareketti—herkes gittikten sonra son pasta dilimini aldı.
Some bacteria are harmless except when they become opportunistic in weak immune systems.
Bazı bakteriler zararsızdır ama bağışıklık zayıfsa **fırsatçı** olabilirler.
Investors sometimes make opportunistic decisions when the market suddenly changes.
Yatırımcılar bazen piyasa aniden değişince **fırsatçı** kararlar alır.