"nab" 的Turkish翻译
释义
Birini ya da bir şeyi hızlıca ve genellikle beklenmedik bir şekilde yakalamak veya kapmak. Genellikle suçlu yakalamak ya da fırsatları hızlıca değerlendirmek anlamında kullanılır.
用法说明(Turkish)
Resmi yazışmalarda kullanılmaz; gündelik konuşmada veya haberde suçlu yakalamak ('hırsızı yakalamak') ya da fırsatı hızlıca kapmak ('son bileti kapmak') gibi durumlarda kullanılır.
例句
The police nabbed the burglar at night.
Polis gece hırsızı **yakaladı**.
Can you nab that book for me?
Benim için o kitabı **kapabilir** misin?
I managed to nab the last piece of cake.
Son kek parçasını **kapmayı** başardım.
They tried to run, but the cops nabbed them quickly.
Kaçmaya çalıştılar ama polis onları çabucak **yakaladı**.
Did you nab tickets to the concert before they sold out?
Konser biletlerini tükenmeden önce **kapabildin** mi?
He tried to nab my fries when I wasn’t looking.
Ben bakmazken patatesimi **kapmaya** çalıştı.