"grandstand play" 的Turkish翻译
释义
Dikkat çekmek veya insanları etkilemek için yapılan abartılı, gösterişli davranış veya sözler. Genellikle samimiyetsiz olur.
用法说明(Turkish)
Genelde eleştirirken ve samimiyetsiz davranış veya sözü vurgulamak için kullanılır; politika, spor ve iş dünyasında yaygındır.
例句
The politician made a grandstand play during the debate to win votes.
Siyasetçi, tartışmada oy kazanmak için **gösteriş yaptı**.
Everyone saw the manager's decision as a grandstand play.
Herkes, müdürün kararını **şov amaçlı hareket** olarak gördü.
His apology in public was a grandstand play to save his image.
Onun kamuya açık özrü, imajını düzeltmek için yapılan saf **gösteriş**ti.
Don’t fall for his grandstand play—he’s just trying to impress the crowd.
Onun **gösterişine** kanma—sadece kalabalığı etkilemeye çalışıyor.
That last-minute donation was pure grandstand play for the media.
O son anda yapılan bağış tamamen medya için bir **gösteriş**ti.
You could tell her speech was a grandstand play; it didn’t sound sincere at all.
Konuşmasının tamamen **gösteriş için** olduğunu anlayabiliyordun; hiç samimi gelmedi.