"contemplative" 的Turkish翻译
释义
Bir kişinin sessizce ve derin şekilde düşünmeye eğilimli, huzurlu bir hali olduğunu anlatır.
用法说明(Turkish)
Daha çok edebi ya da dini bağlamlarda ('contemplative ruh hali', 'contemplative hayat') kullanılır; düşünceli (nazik) ile karıştırmayın.
例句
She has a contemplative nature and enjoys quiet time alone.
Onun **dalgın** bir doğası var ve yalnız, sessiz vakit geçirmekten hoşlanıyor.
The monk led a contemplative life in the mountains.
Keşiş, dağlarda **tefekkür eden** bir yaşam sürdü.
He looked contemplative as he stared out the window.
O, pencereden dışarı bakarken **dalgın** görünüyordu.
After the meeting, she became unusually contemplative and quiet.
Toplantıdan sonra, olağan dışı şekilde **dalgın** ve sessiz oldu.
His contemplative mood made everyone around him speak more softly.
Onun **dalgın** ruh hali, etrafındakilerin daha alçak sesle konuşmasına neden oldu.
Some people listen to music when they're feeling contemplative.
Bazı insanlar **dalgın** hissettiklerinde müzik dinler.