"windblown" in Turkish
Definition
Şiddetli rüzgâr nedeniyle saç, ağaç veya nesnelerin şeklinin ve görünümünün bozulmuş veya dağılmış olduğunu anlatır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle saç, ağaç veya manzaralarla beraber kullanılır ('windblown saç', 'windblown ağaçlar'). Doğal dağınıklık veya şekil bozulmasını anlatır.
Examples
Her windblown hair covered her face.
Onun **rüzgârda savrulmuş** saçları yüzünü kapattı.
The tree had a windblown shape from years of storms.
Ağaç, yıllarca süren fırtınalarla **rüzgârdan şekil almış** bir hale geldi.
We saw windblown sand across the road.
Yolun üzerinde **rüzgârda savrulmuş** kum gördük.
After the boat ride, we all looked totally windblown.
Tekne gezisinden sonra hepimiz tamamen **rüzgârdan dağılmış** görünüyorduk.
His hat got lost in a windblown gust on the beach.
Şapkasını plajdaki **rüzgârda savrulmuş** bir esinti kaybettirdi.
"Don't worry," she laughed, shaking her windblown curls out of her eyes.
"Endişelenme," diye güldü ve **rüzgârda dağılmış** buklelerini gözlerinden itti.