"vindicate" in Turkish
Definition
Birinin suçsuz ya da haklı olduğunu kanıtlamak; şüphe ya da suçlamadan aklamak.
Usage Notes (Turkish)
Resmî ve yasal durumlarda kullanılır. ‘vindicate someone's actions’, ‘vindicate a decision’ gibi ifadelerde geçer. Gündelik affetmek anlamı yoktur.
Examples
The evidence helped to vindicate her after years of suspicion.
Deliller, yıllarca süren şüpheden sonra onu **aklamak** için yardımcı oldu.
He worked hard to vindicate his reputation.
O, itibarını **aklamak** için çok çalıştı.
The new results will vindicate her theory.
Yeni sonuçlar teorisini **haklı çıkaracak**.
Years later, he finally felt vindicated by the truth coming out.
Yıllar sonra, gerçek ortaya çıkınca nihayet kendini **aklanmış** hissetti.
Her smile showed she felt completely vindicated after the judge's decision.
Hakimin kararı sonrası gülümsemesi onun tamamen **aklanmış** hissettiğini gösteriyordu.
Social media can sometimes help vindicate people unfairly accused online.
Sosyal medya bazen internette haksızca suçlanan kişileri **aklamak** için yardımcı olabilir.