"unrewarded" in Turkish
Definition
Birinin çabası, çalışması veya başarısı için takdir, teşekkür veya ödül almaması durumu.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya yazılı dilde; 'emek', 'çaba', 'çalışma' gibi kelimelerle beraber kullanılır. Genellikle bir adaletsizlik ya da hayal kırıklığı hissi içerir.
Examples
She felt unrewarded for all the extra hours she worked.
Yaptığı tüm fazla mesaiye rağmen kendini **ödüllendirilmeyen** hissetti.
Many volunteers remain unrewarded for their service.
Pek çok gönüllü, hizmetleri için **ödüllendirilmeyen** olarak kalıyor.
The teacher's hard work went unrewarded.
Öğretmenin sıkı çalışması **ödüllendirilmeyen** olarak kaldı.
All those late nights studying for the exam felt unrewarded when I failed.
Sınav için geç saatlere kadar çalıştığım bütün o geceler, kaldığımda **karşılıksız** geldi.
Sometimes, kindness goes unrewarded, but it still matters.
Bazen iyilik **ödüllendirilmeyen** olarak kalsa da, yine de önemlidir.
He didn't mind staying unrewarded as long as his work helped others.
Çalışmaları başkalarına yardımcı olduğu sürece **ödüllendirilmeyen** kalmasına aldırmadı.