"unconvincing" in Turkish
Definition
Bir şey inandırıcı değilse, doğru olduğuna veya mantıklı olduğuna insanları ikna edemez.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla mazeret, argüman, performans veya hikayeleri nitelendirirken kullanılır; fiziksel nesneler için kullanılmaz. ‘convincing’ kelimesinin zıttıdır.
Examples
His story was unconvincing.
Onun hikayesi **inandırıcı değildi**.
The explanation was unconvincing to the audience.
Açıklama, izleyicilere göre **inandırıcı değildi**.
She gave an unconvincing excuse for being late.
Geç kalmak için **inandırıcı olmayan** bir mazeret sundu.
His apology sounded pretty unconvincing, to be honest.
Açıkçası, onun özrü oldukça **inandırıcı değildi**.
The actor’s performance was so unconvincing that no one believed his character.
Oyuncunun performansı o kadar **inandırıcı değildi** ki kimse karakterine inanmadı.
"That was an unconvincing argument," she said, shaking her head.
"Bu **inandırıcı olmayan** bir argümandı," dedi ve başını salladı.