"unceasingly" in Turkish
Definition
Hiç durmadan veya ara vermeden devam eden bir şekilde.
Usage Notes (Turkish)
Oldukça resmi ve edebi bir ifadedir; konuşma dilinde yerine 'sürekli', 'hep' kullanılır.
Examples
The rain fell unceasingly throughout the night.
Yağmur gece boyunca **aralıksız** yağdı.
He worked unceasingly to finish the project.
Projeyi bitirmek için **aralıksız** çalıştı.
The phone rang unceasingly all day.
Telefon tüm gün **aralıksız** çaldı.
She unceasingly checked her emails, hoping for news.
Haber beklerken e-postalarını **aralıksız** kontrol etti.
Noise from the street came unceasingly through the window.
Sokaktan gelen gürültü pencere aracılığıyla **aralıksız** içeri geliyordu.
Thoughts raced unceasingly through his mind before the big exam.
Büyük sınavdan önce, düşünceler kafasında **aralıksız** dolaşıyordu.