"sympathizer" in Turkish
Definition
Bir grubun, hareketin ya da düşüncenin resmi üyesi olmasa da onların fikirlerini destekleyen veya onlara yakınlık duyan kişi.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle politik ve toplumsal alanlarda kullanılır (örn: 'komünist sempatizan'). Nötr ya da olumsuz anlam taşıyabilir. 'sympathize' (sempati duymak, acımak) ile karıştırmayın. Duygusal kişisel olaylarda kullanılmaz.
Examples
He is known as a sympathizer of the movement.
O, hareketin bir **sempatizanı** olarak bilinir.
The police arrested several sympathizers last night.
Polis dün gece birkaç **sempatizanı** gözaltına aldı.
She is a sympathizer but not an official member.
O, bir **sempatizan**, ancak resmi üye değil.
Many sympathizers quietly supported the cause from behind the scenes.
Birçok **sempatizan** perde arkasında sessizce davayı destekledi.
Being labeled a sympathizer can have serious consequences in some countries.
Bazı ülkelerde **sempatizan** olarak damgalanmak ciddi sonuçlar doğurabilir.
The rally was attended by hundreds of sympathizers from across the city.
Mitinge şehrin dört bir yanından yüzlerce **sempatizan** katıldı.