"straddle the fence" in Turkish
Definition
Bir anlaşmazlık veya tartışmada taraf tutmamaya çalışmak, genellikle kimseyi üzmemek veya daha fazla bilgi beklemek için yapılır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi olmayan bir deyimdir; siyaset, iş veya özel tartışmalarda sıkça kullanılır. Kararsızlık veya taahhüt eksikliğini belirtir; bazen cesaretsizlik, bazen ise tedbirli olma olarak görülür.
Examples
She tends to straddle the fence when her friends argue.
Arkadaşları tartıştığında o genellikle **taraf tutmaz**.
Some politicians straddle the fence to avoid losing support.
Bazı politikacılar destek kaybetmemek için **taraf tutmaz**.
It's not good to always straddle the fence.
Her zaman **taraf tutmamak** iyi değildir.
Stop straddling the fence and make a decision!
Artık **kararsız kalmayı** bırak ve bir karar ver!
It's hard to respect someone who always straddles the fence.
Her zaman **taraf tutmayan** birine saygı duymak zor.
He managed to straddle the fence until everyone else agreed.
Herkes anlaşana kadar **taraf tutmadı**.