"splintered" in Turkish
Definition
Küçük ve keskin parçalara ayrılmış ya da parçalanıp bölünmüş olan. Genellikle sert malzemeler veya birlikteliğini kaybetmiş gruplar için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'splintered wood' gibi sert maddelerde ya da birlikteliğini kaybetmiş topluluklarda kullanılır. Yumuşak nesneler için uygunsuzdur.
Examples
The old chair has a splintered leg.
Eski sandalyenin bir ayağı **parçalanmış**.
She picked up a splintered piece of wood.
O, **parçalanmış** bir tahta parçasını aldı.
After the crash, the glass was splintered everywhere.
Kazadan sonra cam her yerde **parçalanmıştı**.
His trust in the team was splintered after the argument.
Tartışmadan sonra takıma olan güveni **parçalanmıştı**.
The party became splintered, with members forming separate groups.
Parti **bölündü**, üyeler ayrı gruplar oluşturdu.
Be careful—there’s a splintered fence by the playground.
Dikkat et—oyun alanının yanında **parçalanmış** bir çit var.