"smell like a rose" in Turkish
Definition
Zor bir durumdan veya skandaldan hiç zarar görmeden çıkmak, hiçbir suç veya zarar almamak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle olumsuz ya da şüpheli durumlar sonrası, birinin hiç zarar görmeden veya hiç suçlanmadan kurtulmasını anlatır; bazen adil olmayan şekilde kurtulmayı ima eder.
Examples
He made mistakes at work, but he still smelled like a rose in the end.
İş yerinde hatalar yaptı ama sonunda yine de **hiçbir zarar görmeden kurtuldu**.
After the investigation, she smelled like a rose.
Soruşturmadan sonra, o yine de **hiçbir zarar görmeden kurtuldu**.
No matter what happens, he always smells like a rose.
Ne olursa olsun, o her zaman **hiçbir zarar görmeden kurtulur**.
Everyone else got blamed, but Mark somehow smelled like a rose.
Diğer herkes suçlandı ama Mark bir şekilde yine **hiçbir zarar görmeden kurtuldu**.
She left the project right before it failed and totally smelled like a rose.
Proje batmadan hemen önce ayrıldı ve tamamen **sıyrıldı**.
After all the drama at the office, he managed to smell like a rose—again.
Ofisteki tüm olaylardan sonra yine **hiçbir zarar görmeden kurtulmayı başardı**.