Type any word!

"run the gauntlet of" in Turkish

... zorluğundan geçmek... sınavına katlanmak

Definition

Çoğunlukla eleştiri, saldırı veya başka zorlukları içeren, zorlu bir dizi deneyimden geçmek.

Usage Notes (Turkish)

Bu deyim, genellikle resmi ya da hikaye anlatımı gibi daha ciddi ortamlarda, ardı ardına gelen zorluklar ya da eleştirilerden bahsederken kullanılır. 'run the gamut' (geniş kapsamı olmak) ile karıştırmayın. Örneğin; 'run the gauntlet of criticism', 'run the gauntlet of questions'.

Examples

She had to run the gauntlet of tough interview questions.

O zor mülakat sorularının **zorluğundan geçmek** zorunda kaldı.

New students often run the gauntlet of teasing from older kids.

Yeni öğrenciler sık sık büyüklerin alayının **zorluğundan geçmek** zorunda kalır.

He will run the gauntlet of medical tests next week.

O, gelecek hafta tıbbi testlerin **zorluğundan geçecek**.

Journalists sometimes run the gauntlet of angry crowds to get a story.

Gazeteciler bazen haber almak için öfkeli kalabalıkların **zorluğundan geçmek** zorunda kalır.

If you post your opinion online, be ready to run the gauntlet of harsh comments.

İnternete fikrini yazarsan, sert yorumların **zorluğundan geçmeye** hazır ol.

Politicians are used to running the gauntlet of public scrutiny every day.

Siyasetçiler, her gün kamu denetiminin **zorluğundan geçmeye** alışkındır.