"restricts" in Turkish
Definition
Bir şeyi serbestçe artmasını veya hareket etmesini engellemek için kontrol altına almak veya sınır koymak. Genellikle kurallar veya yasalarla olur.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi ve yarı-resmi durumlarda (yasalar, kurallar, fiziksel sınırlar) kullanılır. Tamamen yasaklamak (prohibits) ile karıştırılmamalıdır; sadece sınırlandırır.
Examples
The library restricts food inside the reading area.
Kütüphane, okuma alanında yiyecek bulundurmayı **kısıtlar**.
This law restricts smoking in public places.
Bu yasa, halka açık yerlerde sigara içilmesini **kısıtlar**.
The fence restricts the animals to the field.
Çit, hayvanları tarlayla **kısıtlar**.
My new diet restricts the amount of sugar I can eat each day.
Yeni diyetim, günde yiyebileceğim şeker miktarını **kısıtlar**.
The app restricts access to premium content unless you subscribe.
Uygulama, abone olmadıkça premium içeriğe erişimi **kısıtlar**.
His busy schedule restricts how much time we can hang out these days.
Yoğun programı, bu aralar ne kadar vakit geçirebileceğimizi **kısıtlıyor**.