"raiser" in Turkish
Definition
Bir şeyi toplayan, yükselten veya yetiştiren kişi ya da makine. Örneğin, bağış toplayan, hayvan yetiştiren veya bir şeyi kaldıran bir cihaz.
Usage Notes (Turkish)
'Raiser' tek başına nadiren kullanılır; genellikle 'fundraiser', 'cattle raiser' gibi birleşik isimlerde görülür. Hem insan hem makine için kullanılabilir. Günlük konuşmada pek rastlanmaz.
Examples
Tom is a chicken raiser on his farm.
Tom, çiftliğinde tavuk **yetiştirici**si.
The company bought a new potato raiser for harvesting.
Şirket, hasat için yeni bir patates **kaldırıcı**sı satın aldı.
Sarah is a successful money raiser for charities.
Sarah, hayır kurumları için başarılı bir **bağış toplayıcı**dır.
He works as a cattle raiser in Texas, managing hundreds of cows.
Texas'ta yüzlerce ineği yöneten bir sığır **yetiştirici**si olarak çalışıyor.
The school needs a good fundraiser, not just any raiser.
Okulun iyi bir **bağış toplayıcı**ya ihtiyacı var, herhangi bir **toplayıcı**ya değil.
After the machine broke down, we couldn’t use the bale raiser anymore.
Makine bozulduktan sonra balya **kaldırıcı**sını artık kullanamadık.