"purloin" in Turkish
Definition
Bir şeyi gizlice ve bazen esprili ya da edebi bir şekilde çalmak.
Usage Notes (Turkish)
Günlük konuşmada nadiren kullanılır, daha çok kitaplarda veya ironi, mizah içeren durumlarda tercih edilir. 'Çalmak' kelimesinden daha esprili ya da eski usuldür.
Examples
He tried to purloin a cookie from the kitchen when no one was looking.
Kimse bakmazken mutfaktan kurabiye **aşırmaya** çalıştı.
She purloined her sister’s diary and read it secretly.
Kız kardeşinin günlüğünü **çalarken** gizlice okudu.
The thief purloined an expensive watch from the shop.
Hırsız, mağazadan pahalı bir saati **çalmakla** ünlüdür.
The dog managed to purloin my sandwich while I wasn’t paying attention.
Köpek, ben dikkat etmezken sandviçimi **çalmakla** başardı.
He’s famous for his ability to purloin other people’s ideas and call them his own.
Başkalarının fikirlerini **çalmakla** ve onları kendi fikri gibi göstermekle ünlüdür.
You wouldn’t happen to know who purloined my pen, would you?
Benim kalemimi kimin **çalmakta** olduğunu biliyor musun?