"progenitor" in Turkish
Definition
Ailenin çok eski bir atası ya da bir akım, fikir veya şeyin ilk ortaya çıkaranı.
Usage Notes (Turkish)
Resmî/akademik bir kelimedir; günlük kullanımda nadirdir. Ailede yakın akraba değil, uzak ata için kullanılır. Ayrıca bir akım veya fikrin ilk ortaya çıkaran kişi için de söylenir.
Examples
Charles Darwin is a progenitor of evolutionary theory.
Charles Darwin, evrim teorisinin **öncüsü**dür.
My family's earliest known progenitor lived in the 1700s.
Ailemin bilinen en eski **atası** 1700’lerde yaşamış.
A lion is the common progenitor of many big cats.
Aslan, birçok büyük kedinin ortak **atası**dır.
The company’s founder is often called the progenitor of its culture.
Şirketin kurucusuna genellikle şirket kültürünün **öncüsü** denir.
Many scientists regard Einstein as a progenitor of modern physics.
Birçok bilim insanı Einstein’ı modern fiziğin **öncüsü** olarak görür.
He likes to trace his roots back to a famous progenitor in his ancestry.
Köklerini ünlü bir **atasına** kadar götürmeyi sever.