"preeminent" in Turkish
Definition
Bir kişi veya şey öncü, üstün veya seçkin olduğunda, kendi alanında başkalarından daha önde ve önemli olarak kabul edilir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi veya akademik ortamlarda kullanılır; 'preeminent leader', 'preeminent expert' gibi ifadelerle sıkça görülür. Günlük veya sıradan yetenekler için uygun değildir; en üst düzeyi belirtir.
Examples
She is a preeminent scientist in her field.
O, kendi alanında **öncü** bir bilim insanıdır.
The company holds a preeminent position in the market.
Şirket, piyasada **öncü** bir konuma sahip.
He became the preeminent artist of his generation.
Kendi kuşağının **öncü** sanatçısı oldu.
She's widely recognized as the preeminent authority on climate change.
O, iklim değişikliği konusunda **önde gelen** otorite olarak geniş çapta tanınıyor.
Harvard is considered a preeminent institution worldwide.
Harvard, dünya çapında **öncü** bir kurum olarak görülüyor.
They want to work with the preeminent experts in the industry.
Sektördeki **öncü** uzmanlarla çalışmak istiyorlar.