Type any word!

"poisoner" in Turkish

zehirleyici

Definition

Bir başkasını bilerek zehirleyerek öldüren veya zarar veren kişiye denir. Genellikle suç veya tarihi olaylarda kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Sadece kasıtlı olarak zehirleme durumlarında kullanılır, kaza sonucu zehirlenmede kullanılmaz. Hikaye ve suç haberlerinde 'the poisoner' şeklinde geçer.

Examples

The police caught the poisoner after a long investigation.

Polis uzun bir soruşturmanın ardından **zehirleyiciyi** yakaladı.

A poisoner puts dangerous substances in food or drink.

Bir **zehirleyici**, yiyecek veya içeceğe tehlikeli maddeler koyar.

The story is about a mysterious poisoner in a small village.

Hikaye, küçük bir köydeki gizemli bir **zehirleyiciyi** anlatıyor.

They called him the "Midnight Poisoner" because he always struck at night.

Ona "Gece Yarısı **Zehirleyicisi**" diyorlardı çünkü hep gece saldırıyordu.

No one expected the quiet gardener to be a poisoner.

Kimse sessiz bahçıvanın bir **zehirleyici** olacağını düşünmemişti.

The detective realized the poisoner had been in the house all along.

Dedektif, **zehirleyicinin** başından beri evde olduğunu fark etti.