"outlives" in Turkish
Definition
Birinin ya da bir şeyin, başka bir kişi ya da şeyden daha uzun süre yaşaması veya sürmesi anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
'Outlive' genellikle yazılı ve resmi dilde kullanılır. 'outlive someone' (birini hayatta bırakmak) ve 'outlive its usefulness' (artık gerekli olmamak) gibi ifadelerle karşılaşılır. Günlük yaşama doğrudan uymaz.
Examples
My grandmother outlives all her siblings.
Büyükannem tüm kardeşlerinden **daha uzun yaşadı**.
The old tree outlives the new ones in the park.
Parktaki yaşlı ağaç, yeni ağaçlardan **daha uzun süre hayatta kalıyor**.
Sometimes plastic outlives metal parts in machines.
Makinedeki plastik bazen metal parçalardan **daha uzun süre dayanır**.
It’s amazing how some memories outlive the people who made them.
Bazı anıların onları yaratan insanlardan **daha uzun yaşaması** şaşırtıcı.
Technology often outlives its original purpose.
Teknoloji çoğu zaman asıl amacından **daha uzun süre varlığını sürdürür**.
He joked that his phone battery outlives his enthusiasm for work.
Şaka olarak, telefonunun şarjının iş için hevesinden **daha uzun sürdüğünü** söyledi.