"officious" in Turkish
Definition
Kendisine ait olmayan işlere karışan ve gereksiz yere yardım ya da tavsiye sunan kişiyi tarif eder.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve olumsuz bir anlam taşır; özellikle küçük yetkilere sahip kişilerin gereksiz müdahil olduğu durumlarda kullanılır. 'officious manner', 'officious clerk' gibi kalıplarda geçer. 'Official' ile karıştırılmamalıdır.
Examples
The officious security guard kept checking everyone's bags.
**Fazla karışan** güvenlik görevlisi herkesin çantasını tekrar tekrar kontrol etti.
She did not appreciate his officious advice during the meeting.
Toplantıda onun **fazla karışan** tavsiyelerinden hoşlanmadı.
His officious behavior made everyone uncomfortable.
Onun **fazla karışan** davranışları herkesin rahatsız olmasına neden oldu.
Don't be so officious—let people solve their own problems.
Bu kadar **fazla karışan** olma—insanlar kendi problemlerini kendileri çözsünler.
The officious manager always tells us what to do, even when it's not his job.
**Fazla karışan** müdür, işi olmasa bile bize ne yapacağımızı sürekli söylüyor.
If you act too officious, people might stop trusting you.
Çok **fazla karışan** davranırsan, insanlar sana güvenmemeye başlayabilir.