Type any word!

"monger" in Turkish

satıcıyaymacı (olumsuz anlamda)

Definition

Belirli bir ürünü satan veya özellikle olumsuz düşünce ya da duyguyu yayan kişidir.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle 'balıkçı', 'savaş kışkırtıcısı' gibi bileşik isimlerde kullanılır. Tek başına kullanımı eski veya resmidir. Olumsuz anlamda ('korku yaymacı') sık rastlanır.

Examples

The fish monger sells fresh seafood every day.

Balık **satıcı**sı her gün taze deniz ürünü satar.

She called him a fear monger because he kept spreading panic.

Ona sürekli panik yaydığı için **korku yaymacı** dedi.

The news story accused politicians of being war mongers.

Haber, siyasetçileri **savaş kışkırtıcısı** olmakla suçladı.

He’s not just a rumor monger; he actually starts the gossip.

O sadece bir **dedikodu yaymacı** değil; aslında dedikoduyu başlatan kişi.

Don’t listen to that old monger, she loves to exaggerate everything.

O yaşlı **satıcı**yı dinleme, o her şeyi abartmayı sever.

Back in medieval times, a cheese monger was an important person in the town.

Ortaçağda, **peynir satıcı**sı kasabadaki önemli bir şahıstı.