Type any word!

"mitigating" in Turkish

hafifletici

Definition

Bir şeyin ciddiyetini, ağırlığını veya zararını azaltan durumları ifade eder; genellikle hukuki veya resmi bağlamda kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

En çok 'hafifletici nedenler' ya da 'hafifletici unsurlar' gibi kalıplarda geçer. 'Mitigate' fiilidir. 'Aggravating' ise zıt anlamlısıdır.

Examples

There were mitigating circumstances in the case.

Davada **hafifletici** durumlar vardı.

Wearing a helmet is a mitigating measure against injuries.

Kask takmak yaralanmalara karşı bir **hafifletici** önlemdir.

The rain is mitigating the effects of the heat.

Yağmur, sıcaklığın etkilerini **hafifletiyor**.

He got a lighter sentence because there were several mitigating factors.

Birkaç **hafifletici** unsur olduğu için daha hafif ceza aldı.

By apologizing, she was mitigating the tension in the room.

Özür dileyerek, odadaki gerginliği **hafifletiyordu**.

The doctor's quick action was a mitigating factor in the patient's recovery.

Doktorun hızlı müdahalesi, hastanın iyileşmesinde bir **hafifletici** faktördü.