"minuscule" in Turkish
Definition
Oldukça küçük boyutta ya da miktarda olan; normalden çok daha küçük.
Usage Notes (Turkish)
'Minuscule' gündelik konuşmada çok sık kullanılmaz, 'tiny' veya 'very small' daha yaygındır. Çok önemsiz veya neredeyse görünmez şeyler için kullanılır. Tipografi anlamındaki 'minuscule' (küçük harf) ile karıştırmayın.
Examples
The ant is minuscule compared to the elephant.
Karınca, file kıyasla **minik**.
There was only a minuscule amount of sugar left in the jar.
Kavanozda sadece **minicik** bir miktar şeker kaldı.
His handwriting is so minuscule that I can't read it.
El yazısı o kadar **küçücük** ki okuyamıyorum.
Don’t worry about the risks—they’re absolutely minuscule.
Riskler için endişelenme—onlar gerçekten **minik**.
The difference between the two products is minuscule, but the price isn't!
İki ürün arasındaki fark **minicik**, ama fiyatı değil!
He found a minuscule crack in the screen, barely visible to the eye.
Ekranda gözle zor fark edilen **minik** bir çatlak buldu.