"lugubrious" in Turkish
Definition
Bir kişi veya şey çok üzgün, karamsar ve genellikle abartılı şekilde hüzünlü göründüğünde veya öyle hissettirdiğinde kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Çok resmi ve günlük konuşmada nadiren kullanılır. İnsanları, müziği veya ortamı abartılı şekilde hüzünlü tanımlamak için geçerlidir, bazen de espriyle kullanılır.
Examples
The movie had a lugubrious ending.
Filmin sonu oldukça **kasvetli**ydi.
The music was slow and lugubrious.
Müzik yavaş ve **kasvetli**ydi.
He spoke in a lugubrious voice about his lost dog.
Kayıp köpeği hakkında **hüzünlü** bir ses tonuyla konuştu.
Why so lugubrious? It’s just Monday!
Neden bu kadar **kasvetlisin**? Sadece pazartesi!
His lugubrious jokes always make everyone laugh.
Onun **kasvetli** şakaları herkesi güldürür.
The room felt a bit lugubrious after the party ended.
Partiden sonra oda biraz **kasvetli** hissettirdi.