"lost" in Turkish
Definition
Bir şeyin ya da birinin doğru yerde olmaması, bulunmasının zor olması veya artık kontrol ya da anlaşılabilir olmaması durumunu ifade eder. Nesneler, yönler veya duygular için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Hem gerçek anlamda ('kayıp anahtarlar', 'şehirde yolunu kaybetmek'), hem de mecaz anlamda ('lost hope', 'lost in thought') kullanılır. 'missing' ile karıştırmayın; 'missing' halen bulunabileceği anlamını taşır. 'get lost' deyimi kaba bir uzaklaştırma anlamı da taşır.
Examples
I lost my keys yesterday and couldn’t find them.
Dün anahtarlarımı **kaybettim** ve bulamadım.
The children lost their way in the forest but were found safe.
Çocuklar ormanda **yolunu kaybetmişti** ama sağ salim bulundular.
She felt lost after moving to a new city with no friends.
Yeni bir şehre taşınınca hiç arkadaşı olmadan kendini çok **kaybolmuş** hissetti.
I’m so lost in this book I can’t stop reading it!
Bu kitaba öyle **daldım ki** bırakamıyorum!
After the argument, he seemed really lost and didn’t know what to say.
Tartışmadan sonra o gerçekten **kaybolmuş** gibi göründü ve ne diyeceğini bilemedi.
I totally lost track of time and missed my bus!
Zamanın nasıl geçtiğini tamamen **kaybettim** ve otobüsümü kaçırdım!