Type any word!

"live on borrowed time" in Turkish

ödünç zamanlarda yaşamak

Definition

Normalde sona ermesi beklenen bir hayata veya varlığa, beklenmedik şekilde devam etmek.

Usage Notes (Turkish)

Bu deyim genellikle ciddi hastalık, kaza gibi tehlikelerden kurtulanlar veya sonu yakın kurumlar için kullanılır.

Examples

After his heart attack, the doctors said he was living on borrowed time.

Kalp krizi geçirdikten sonra, doktorlar onun **ödünç zamanlarda yaşadığını** söylediler.

The old bridge is living on borrowed time after so many years of use.

Bunca yıl kullanımdan sonra eski köprü artık **ödünç zamanlarda yaşıyor**.

Many endangered animals are living on borrowed time.

Birçok nesli tükenmekte olan hayvan **ödünç zamanlarda yaşıyor**.

Don’t waste your days—you never know if you’re living on borrowed time.

Günlerini boşa harcama—belki de **ödünç zamanlarda yaşıyorsun**, bilemezsin.

After surviving that car crash, she feels like she’s living on borrowed time every day.

O trafik kazasından sağ çıktıktan sonra, her gününün **ödünç zamanlarda yaşamak** gibi olduğunu hissediyor.

With all these layoffs, my job feels like it’s living on borrowed time lately.

Bu kadar çok işten çıkarma sonrası işim sanki **ödünç zamanlarda yaşıyor** gibi geliyor.